Bazen geçmişe dönüp yaşadığım anları düşünürüm. Yaptığımız hatalar olmasaydı acaba şimdi nasıl olurdu hayatımız diye kafamdan kurgu yapar, bir nevi kendi fantezi dünyamı yaratırım. Hiçbir zaman aslında gerçekten nasıl olacağını bilemesek bile yine de onun hayali iyi gelir. Peki, geçmişi böyle bir fantezi ile yaşamak bir saplantı olabilir mi? Bu durum geleceğe dair umutları ve hatta bugünün yaşama zevkini elimizden almaz mı? Gerçeklerden ne kadar kaçabiliriz ki? Her ya da geç hepimiz bir gün kendi gerçeklerimizle yüzleşeceğiz. Sanırım önemli olan işte tam da bu anda ne yaptığımız olacak.
Yalnızlık korkusu gerçeklikle yüzleşmekten kaçmamızda en önemli şeylerden biri bence… Kim yalnız olmak ister ki? Yalnızlığa ancak mahkum olabilir insan. Küçükken yalnız kalmaktan korkar ağlardık hepimiz. Ben ağlardım mesela… Annemi arardım etrafta o zamanlar. Şimdi ise her birimiz başını omzuna yaslayabileceğini birini arıyor. Bu bazen sadece bir gün oluyor bazen ise bir ömür boyu…
Ömür boyu mutlu olabilir mi insan? Fantezi dünyasında mümkün ama gerçekte o kadar değil bence. Yine başa dönüyorum, mutluluğu kendi hayal gücünün sınırlarında zorlamak insanı kendi gerçekliğinden soyutlamaz mı bu durumda?Soru: Seni senin gerçekliğinde mi yoksa kendi yarattığım hayalimde mi daha çok sevmeliyim?


