25 Şubat 2012 Cumartesi

Düşünüyorum da...


The ThinkerBazen geçmişe dönüp yaşadığım anları düşünürüm. Yaptığımız hatalar olmasaydı acaba şimdi nasıl olurdu hayatımız diye kafamdan kurgu yapar, bir nevi kendi fantezi dünyamı yaratırım. Hiçbir zaman aslında gerçekten nasıl olacağını bilemesek bile yine de onun hayali iyi gelir. Peki, geçmişi böyle bir fantezi ile yaşamak bir saplantı olabilir mi? Bu durum geleceğe dair umutları ve hatta bugünün yaşama zevkini elimizden almaz mı? Gerçeklerden ne kadar kaçabiliriz ki? Her ya da geç hepimiz bir gün kendi gerçeklerimizle yüzleşeceğiz. Sanırım önemli olan işte tam da bu anda ne yaptığımız olacak. Yalnızlık korkusu gerçeklikle yüzleşmekten kaçmamızda en önemli şeylerden biri bence… Kim yalnız olmak ister ki? Yalnızlığa ancak mahkum olabilir insan. Küçükken yalnız kalmaktan korkar ağlardık hepimiz. Ben ağlardım mesela… Annemi arardım etrafta o zamanlar. Şimdi ise her birimiz başını omzuna yaslayabileceğini birini arıyor. Bu bazen sadece bir gün oluyor bazen ise bir ömür boyu… Ömür boyu mutlu olabilir mi insan? Fantezi dünyasında mümkün ama gerçekte o kadar değil bence. Yine başa dönüyorum, mutluluğu kendi hayal gücünün sınırlarında zorlamak insanı kendi gerçekliğinden soyutlamaz mı bu durumda?
Soru: Seni senin gerçekliğinde mi yoksa kendi yarattığım hayalimde mi daha çok sevmeliyim?

3 Şubat 2012 Cuma

Arkadaşlık üzerine...

Kötü karakterli bir genç varmış. Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş. "Arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman her sefer bu tahta perdeye bir çivi çak" demiş.Genç, birinci (ilk) günde tahta perdeye 37 çivi çakmış. Sonraki haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalışmış ve geçen her günde daha az çivi çakmış. Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış. Babası onu yeniden tahta perdenin önüne götürmüş. Gence:"Bugünden başlayarak tartışmayıp kavga etmediğin her gün için tahta perdelerden bir çivi çıkart" demiş.Günler geçmiş. Bir gün gelmiş ki her çivi çıkarılmış. Babası ona "Aferin iyi davrandın ama bu tahta perdeye dikkatli bak. Artık çok delik var. Artık geçmişteki gibi güzel olmayacak" demiş.Arkadaşlarla tartışıp kavga edildiği zaman kötü kelimeler söylenilir. Her kötüu kelime bir yara (delik) bırakır. Arkadaşına bin defa kendisini affettiğini söyleyebilirsin ama bu delik aynen kalacak (kapanmayacak). Bir arkadaş ender bir mücevher gibidir.Seni güldürür yüreklendirir sen ihtiyaç duyduğunda yardımcı olur seni dinler sana yüreğini açar" demiş.

1 Şubat 2012 Çarşamba

Yeni okuma listem

Öncelikli olarak okumayı düşündüklerim
1 Şubat! Diyorum ki kendime artık daha çok okumaya vakit ayıracağım. Kendime bir okuma listesi hazırladım. Şuan da okuduğum kitap "Irak'ın Sonu" Savaşlar ile geçen Irak yakın tarihini Amerikalı eski bir diplomatın bakış açısıyla okuyoruz.

Öncelikle Freud ile başlıyorum.
1 - Uygarlığın Huzursuzluğu
2 - Haz İlkesinin Ötesinde - Ben ve İd
3 - Sineklerin Tanrısı (Bu kitabı Freud'u okurken okuyacağım. Kardeşim Uğur bu kitabın Uygarlığın Huzursuzluğu'nu te mel aldığını söyledi. Nobel ödüllü bir kitap.)